Sosyal Medya ve Teknoloji’nin Gençliğimize Etkisi

Henüz tam olarak tanımlayamasak da sosyal medya ve teknoloji artık hayatın bir gerçeği.

Özellikle gençler arasında gittikçe yaygınlaşan ve günden güne kullanım sıklığı artan bu teknoloji harikası yazılımlarla, gündelik yaşamda yapılan sıradan davranışların paylaşılmasından tutun da, hayata dair önemli bilgilere, oradan da felsefi tartışmaların tam ortasında yer alabildiğiniz bir mekân haline gelebiliyor (bu iyimser bakış açım tabi ki).

Temellerinin sohbet odalarında atıldığı ve bireylerin belli ihtiyaçlarını karşıladığından kullanıcıları kendine bağlamayı başaran bu yazılımlar, öyle ki artık kişilerin “ben sosyalim, çünkü Facebook’ta 1000 arkadaşım var” demeye başlamasıyla tedirgin edici boyutlara ulaştığı düşünülebilir.

Peki sosyal medya diye adlandırdığımız yazılımlara günlük yaşantımızın ne kadarını ayırıyoruz? Bu soruyu kendimize sormamız gerektiğine inanmaktayım.

Bu konu ile ilgili kendimden bir örnek vermek istiyorum;

Yaklaşık 3 ay önce Ankara’da ikamet eden bir arkadaşım facebook zaman tünelinde uzunca bir yazı paylaşmıştı. Yazının içeriği özetle arkadaşlarının kendisini takip edip etmediği ile ilgili bir deneydi. Bu deney dikkatimi çekti ve kendi facebook hesabımda da denemeye karar verdim.

Böyle bir şeyi denemek istememdeki amaç ise facebook’ta o an 1400 civarında arkadaş listeme ekli olan kişi var ama ben ilgilenmek istediğim akrabamla, eşimle, dostumla iletişim haline geçemiyorum veya onların paylaşımlarını görmüyorum bile. Çünkü arkadaş listemde ekli olan 1400 kişi her gün 1 paylaşım yapsa, haber kaynağında 1400 tane paylaşım görüntüleniyor. Bu kadar paylaşımı gün içerisinde takip etmem imkânsız olduğu için takip etmek ve ilgilenmek istediğim kişileri de takip edemez duruma gelmiştim.

Velhasıl-ı Kelam, deneyi gerçekleştirdikten sonra gördüm ki 1400 kişi içerisinde paylaşımımın altına sadece en yakın çevrem ve birkaç arkadaş yorum yapmıştı. Bu da demek oluyor ki paylaşımlarımız zaten takip edilmiyor! Bunun üzerine arkadaş listemde yaptığım kıyımdan sonra şu an 178 kişi kaldı. Artık yapılan paylaşımlarla ilgilenebilir duruma geldim ve daha da ilginç olanı şu an mutluyum.

Değinmek istediğim olay, biz sosyal medya üzerinde sanal bir dünya da yaşamak üzere dünyaya gelmedik. Gerçek yaşam bilgisayarların, tabletlerin ve akıllı telefonların dışında kalan nefes aldığımız, dokunabildiğimiz ve hissedebildiğimiz yerdir.

Teknolojiyi araç olarak en iyi şekilde kullanalım ama tüm zamanımızı da yeni nesil teknoloji uygulamaları ile tüketmeyelim.

Özellikle genç arkadaşlarıma önerim, hayatta kazanacağınız deneyim ve tecrübeleri edineceğiniz en verimli çağlarınızda kendinizi sosyal medya, oyun, teknoloji, sanal âlem, vb. alanlara kaptırıp yaşantınızın kalitesini düşürmeyin. Gerçek anlamda sosyal olmanın o kadar yolu varken sanal sosyallik ile kendinizi avutmayın.

Kalın sağlıcakla…

OKUDUNUZ MU?

internet ve çocuklarımız..

internet ve çocuklarımız..

Son yıllarda giderek artan internet kullanımı artık, yaş, cinsiyet, meslek, gelir düzeyi göz etmeden hepimizin …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Güvenlik Kontrolü * CAPTCHA kodu zaman aşımına uğradı. Lütfen CAPTCHA kodunu tekrar yükleyin.